Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
İsmet DUMAN
Köşe Yazarı
İsmet DUMAN
 

AÇSAN DIŞARDAN BİRŞEYLER SÖYLEYECEĞİM OĞLUM..!

    Mümkün olduğunca televizyon dizilerinden uzak durmaya çalışıyorum. Zira bana bu dizilerin hiçbir şey vermediğini düşünenlerden biriyim. (ÇÜNKÜ HEP DÜŞÜNEN BİRİYİM) Bilenler bilir, Yugoslavya kendi içinde ülkelere bölünüştü. Ülke dışından bir muhabir sokakta gezen bir Yugoslav vatandaşına şu soruyu yöneltti; “Yugoslavya bölünürken halk olarak siz ne yapıyordunuz?” diye… Vatandaşın cevabı son derece manidar ve bir o kadarda ilginçti;     DİZİ SEYREDİYORDUK..!Evet yanlış duymadınız. O yıllar duygusal ve bir o kadarda sürükleyici diziler, Yugoslavya halkına empoze ediliyordu. Bu dizilerle halk dejenere ediliyor, düşünmemeleri ve sorgulamamaları sağlanıyordu. Nitekim öylede oldu ve Yugoslavya önce yavaş yavaş,sonra ise sancılı bir şekilde ülkelere bölündü…     Böylece, Avrupa’da her alanda gelişmiş ve geleceği son derece parlak bir ülkenin önüne geçmiş oldular. (Bölerek, parçalayarak)     Bunu niye anlattım merak ediyorsunuz. Konu; televizyon dizileri ve bu dizilerle çocuklara, gençlere ve ailelere menfi davranışların aşılanmak istenilmesi… Kısa metrajlı film misali göz attığım bir dizide annesinin evine ziyaretine gelen bir evlada, annenin sorduğu soru bir hayli ilgimi çekti.     Anne diyor ki; “Oğlum karnın aç mı söyle valla darılırım. Sana dışarıdan yemek söyleyeyim”.     Saçları her daim yapılı, ayağında 15 cm topukla, yüzü gözü boyalı bir anneden daha ne beklenirdi… Pideci, pizzacı, kebapçı ne güne duruyor. Evde yemek yapmak da neymiş! Her şey bir ALO’ya bakar.     Yazık değil mi o anneye. Öğleye kadar camış gibi yatacak. Sonra topuklu ayakkabısını giyecek, kuaföre gidecek bir güzel makyajını yapacak,daha sonra film çekeceği yönetmenini bekleyen oyuncu misali evine gelecek misafiri, öylece bekleyecek. Sonrada yanına gelen evladına dışarıdan siparişle yemek söyleyecek..! Peh! Peh! Peh! Ne Anne ama..!     Bir dizi filmde, bize dayatılmak ve empoze edilmek istenen duruma bakar mısınız. Evde yemek kültürünü unuttuk, yada unutturulduk. Mutfağımızdaki Ezogelini, mercimeği, yerel anlamda pancar çorbasını unuttuk. Sağlıklı olmadığını bile bile lüks restoranların sunumuna kandık. Hala da kanıyoruz. Akşam evimize gelen misafire bile, zenginlik göstergesi olarak, pastaneden yaş yada kuru pasta alan bir toplum olmuşuz. Ordu’da bir restoran sahibi dostumun söyledikleri aslında her şeyi izah eder nitelikteydi; “Her gün öğlen ve akşam gelen 5-6 aile müşterilerim var. Haftanın 3-4 günü gelen, 4 kişilik 7-8 aile yemek yemeye geliyor. Eh! Durum böyle olunca eve misafirde gelse, evladında gelse Alo sipariş hattını aramak da kaçınılmaz oluyor. Böylece obeziteye davetiye çıkarıyoruz. Sağlık bakanlığı da “Obezite ile mücadele” adı altında kampanyalar ve etkinlikler düzenleyerek, bunun için hatırı sayılır bütçeleri harcama kalemi içine dahil etmek zorunda kalıyor. Son olarak;     HAYDİ EVE YEMEĞE!
Ekleme Tarihi: 25 Aralık 2015 - Cuma

AÇSAN DIŞARDAN BİRŞEYLER SÖYLEYECEĞİM OĞLUM..!

    Mümkün olduğunca televizyon dizilerinden uzak durmaya çalışıyorum. Zira bana bu dizilerin hiçbir şey vermediğini düşünenlerden biriyim. (ÇÜNKÜ HEP DÜŞÜNEN BİRİYİM) Bilenler bilir, Yugoslavya kendi içinde ülkelere bölünüştü. Ülke dışından bir muhabir sokakta gezen bir Yugoslav vatandaşına şu soruyu yöneltti; “Yugoslavya bölünürken halk olarak siz ne yapıyordunuz?” diye… Vatandaşın cevabı son derece manidar ve bir o kadarda ilginçti;
    DİZİ SEYREDİYORDUK..!Evet yanlış duymadınız. O yıllar duygusal ve bir o kadarda sürükleyici diziler, Yugoslavya halkına empoze ediliyordu. Bu dizilerle halk dejenere ediliyor, düşünmemeleri ve sorgulamamaları sağlanıyordu. Nitekim öylede oldu ve Yugoslavya önce yavaş yavaş,sonra ise sancılı bir şekilde ülkelere bölündü…
    Böylece, Avrupa’da her alanda gelişmiş ve geleceği son derece parlak bir ülkenin önüne geçmiş oldular. (Bölerek, parçalayarak)
    Bunu niye anlattım merak ediyorsunuz. Konu; televizyon dizileri ve bu dizilerle çocuklara, gençlere ve ailelere menfi davranışların aşılanmak istenilmesi… Kısa metrajlı film misali göz attığım bir dizide annesinin evine ziyaretine gelen bir evlada, annenin sorduğu soru bir hayli ilgimi çekti.
    Anne diyor ki; “Oğlum karnın aç mı söyle valla darılırım. Sana dışarıdan yemek söyleyeyim”.
    Saçları her daim yapılı, ayağında 15 cm topukla, yüzü gözü boyalı bir anneden daha ne beklenirdi… Pideci, pizzacı, kebapçı ne güne duruyor. Evde yemek yapmak da neymiş! Her şey bir ALO’ya bakar.
    Yazık değil mi o anneye. Öğleye kadar camış gibi yatacak. Sonra topuklu ayakkabısını giyecek, kuaföre gidecek bir güzel makyajını yapacak,daha sonra film çekeceği yönetmenini bekleyen oyuncu misali evine gelecek misafiri, öylece bekleyecek. Sonrada yanına gelen evladına dışarıdan siparişle yemek söyleyecek..! Peh! Peh! Peh! Ne Anne ama..!
    Bir dizi filmde, bize dayatılmak ve empoze edilmek istenen duruma bakar mısınız. Evde yemek kültürünü unuttuk, yada unutturulduk. Mutfağımızdaki Ezogelini, mercimeği, yerel anlamda pancar çorbasını unuttuk. Sağlıklı olmadığını bile bile lüks restoranların sunumuna kandık. Hala da kanıyoruz. Akşam evimize gelen misafire bile, zenginlik göstergesi olarak, pastaneden yaş yada kuru pasta alan bir toplum olmuşuz. Ordu’da bir restoran sahibi dostumun söyledikleri aslında her şeyi izah eder nitelikteydi; “Her gün öğlen ve akşam gelen 5-6 aile müşterilerim var. Haftanın 3-4 günü gelen, 4 kişilik 7-8 aile yemek yemeye geliyor. Eh! Durum böyle olunca eve misafirde gelse, evladında gelse Alo sipariş hattını aramak da kaçınılmaz oluyor. Böylece obeziteye davetiye çıkarıyoruz. Sağlık bakanlığı da “Obezite ile mücadele” adı altında kampanyalar ve etkinlikler düzenleyerek, bunun için hatırı sayılır bütçeleri harcama kalemi içine dahil etmek zorunda kalıyor. Son olarak;
    HAYDİ EVE YEMEĞE!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve afisgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.

betine giriş betine giriş