KIBRIS GAZİSİ TERZİ YARIM ASIRDIR İŞİNİN BAŞINDA

1969 yılında çırak olarak terziliğe başlayan ve 1974’te askerlik görevini yaparken Kıbrıs Gazisi olan Akdeniz, askerden döndükten sonra da dikiş makinesinin başına oturdu ve o günden bu yana terzilik yaparak geçimini sağlıyor. Terzilik mesleğinin insan var oldukça hep yaşayacağını ifade eden Akdeniz, şu ifadelere yer verdi; “Eskiden bu meslek çok popülerdi. Herkes çocuğunu bir terzi yanına çırak olarak verirdi. Günümüzde bu iş çok tercih edilmiyor ama kazancı da güzel bir iş. Ben işlere şu an yetişemiyorum. Yanıma çırak bulamıyorum. Sadece bu iş için değil diğer mesleklerde de durum aynı. Günümüzde birçok meslek grubunda olduğu  gibi artık terzilik mesleğinde de çırak ve kalfa yetişmiyor” dedi. Terzilik mesleğinin eskisi kadar popüler bir meslek olmadığını belirten Akdeniz, sözlerine şöyle devam etti; ''Ben bu işe çok erken başladım, henüz küçük bir çocukken bir terzinin yanına çırak olarak girdim. Yıllar boyunca bu işte artık iyice ustalaştım ve bir zanaatkar oldum. Şu an terzilik mesleğinde eskiden olduğu gibi çokça çırak yetişmiyor. Çırak yetişmeyince de doğal olarak geleceğin ustaları yetişmemiş oluyor. Mesela bundan bir 10-15  yıl sonra belki de hiç çırak yetişmeyecek. Çırak demek geleceğin ustası demektir. Terzilik mesleğinin yok olmaması için çırak yetişmesi çok önemli. Gençlere tavsiyem terzilik mesleğini bir düşünsünler. Çok güzel ve zevkli bir iş. Eğer işini doğru düzgün yaparlarsa oldukça iyi kazançlar elde edebilirler. Şu an birçok gencin kafasında gelecek kaygısı ve iş bulma düşüncesi var. Bence terzilik de düşünülmesi gereken bir meslek. Yeni nesil terziler şimdiden yetişmeye ve işin zanaat kısmını öğrenmeye başlamalılar. Terzilik ehil kişiler tarafından yapıldığı zaman dünyanın en güzel mesleklerinden birisi'' dedi.

''Gerçek bir terzi olmak kolay değil''

Sözlerine devam eden Akdeniz, şu ifadelere yer verdi; ''Günümüzde çok sayıda terzi var ama bunların hepsi işin mutfağından gelmiş kişiler değil. İşi ehli olan kişiler yapmalı. Bir terzinin başarılı olup olmadığına müşteriler karar verir. Bana gelen müşterilerin birçoğu daha önceden başka terziye gidip de istediği sonucu alamayan kişiler. Örneğin, pantolonun paçasını yaptırmak istiyor ama istediği gibi olmuyor, sonra bana geliyor ve tekrar bir terzi ücreti ödemiş oluyor. Yani iki iş yaptırmış oluyor ve üstelik kıyafeti de daha fazla işlem görmüş oluyor. Bunun sebebi ise piyasada çok sayıda ehil olmayan terzilerin olması. Bunun önüne geçilmesi lazım. İşin ehli olanla olmayanlar ayırt edilmeli. Eline iğne ve iplik alan terzilik yapmasın, zanaatkar olanlar bu işi yapmalı. Birçok yerde ben terziyim diyenler terzi cetveli bile kullanmıyorlar. Baştan savma iş yaparak, işi hızlı bitirdim diye övünüyorlar. Önemli olan işin düzgün ve müşterinin tam istediği gibi yapabilmek. Bunu yapan terziler gerçekten zanaatkar ve usta olanlardır” dedi.

“Kıyafet hazırlamak özen ister''

Sözlerine devam eden Akdeniz; ''30-40 yıl önce İspanyol Paça dediğimiz bol ve geniş paçalar modaydı, şimdiyse gençler dar ve vücuda yapışan pantolonlar giyiyor. Moda her zaman değişen bir şey. Ben 71 yaşımda olmama rağmen modayı ve son trendleri hep yakından takip ederim. Kendim hala bol ve rahat pantolonlar giysem bile gelen genç müşterilerin pantolonlarını ve paçalarını istedikleri gibi daraltıyorum. Bu  benim işim. Bazen müşterilerim genç bir terzinin modayı daha yakından takip edeceğini düşünerek pantolonlarını bu genç terzilere götürüyorlar ama sonuçtan memnun kalmayıp tekrar bana gelerek pantolonlarını daraltmamı istiyorlar. Bunun yaşla ilgisi yok, bu bir zanaat ve yetenek işi. Benim her yaş grubundan müşterim var ve hepsiyle çok iyi anlaşıyorum ve onların kafasından geçen fikirleri çok iyi anlıyorum'' dedi. 

 Haber: Emrah Gemicioğlu